28 Kasım 2011 Pazartesi

Wonderful Life - Black 1987...

The Vampire Diaries


Geçen yaz Eren'in doğumunu beklerken The Vampire Diaries'in ilk sezonunu 3 günde seyredip bitirmiştim. Alacakaranlık furyasından sonra eminim bemim gibi pek çok bu tür konulara meraklı okuyucu ve seyircilerin dikkatini çekmiştir bu dizi.
Mistik güçler, doğaüstü varlıklar, aşk, intikam, tutku, savaş...
Geçen gün 2. sezonu yükledi eşim. Oturdum her gece 2-3 bölüm seyrederek onu da bitirdim. Bir çırpıda seyretmek güzel de bir çırpıda bittiğini görmek kötü tabii:( Şimdi fırsat buldukça internetten 3. sezonu izliyorum. Sanırım bu sezonun yayınlanmış tüm bölümlerini izlemişim:( beklemek çok kötü:(
Dizinin başrollerini paylaşan Ian Somerhalder (Damon Salvatore),Paul Wesley (Stefen Salvatore) ve Nina Dobrev (Elena Gilbert) dışında diğer oyuncular ve performansları da çok iyi bence.


Alaric Saltzman rolündeki Matthew Davis,


Caroline rolündeki Candice Accola,


Tyler Lockwood rolündeki Michael Trevino,


Bonnie Bennett rolündeki Katerina Graham,


Jeremy Gilbert rolündeki Steven R. Mcqueen,


Ve 2. sezonun sonlarına doğru izleyiciyle buluşan Klaus karakterini canlandıran Joseph Morgan,



Dizinin bu kadar çok tutulmasında senaryosunun tatmin edici ve sürükleyici olmasının yanısıra oyuncularının fiziksel anlamda fazlasıyla göz doldurucu olmaları da çok büyük etken:)Bunu diziyi konu eden pek çok forum ve blogda okuduğunuzda anlayacaksınız:) Bu anlamda bakarsak benim kesinlikle açık ara favorim; dizide bir görünen bir kaybolan amca kurtadam Mason Lockwood rolündeki Taylor Kinney...


Bu kadar diziden bahsetmişken senaryo grubunu ve yönetmenini de kendi adıma tebrik ediyorum. Harika işler çıkarıyor ve biz izleyicileri soluk soluğa bırakıyorlar. 3. sezonun ilerleyişinde biraz ara verilmiş. 10. bölüm için 6 ya da 8 Ocak'ı beklemek zorundayız:( Benim gibi müptelası olanlara duyurulur....

17 Kasım 2011 Perşembe

Burlesque


Başrollerini Cher ve Christina Aguilera'nın paylaştığı Burlesque'i nasıl olup da bu zamana kadar izlememişim şaşırdım.
Mizekal delisi olarak çokkk uzun zaman önce bu dvd yi alıp koymuşum bir kenara. Babamın ameliyatı vesilesiyle ERen'e bakacak kimse olmayınce mecburen evde kaldım iki gün. O uyuduğunda yapılacak en güzel şey hasret kaldığım gibi film seyretmekti. Burlesque Chritina Aguilera'nın muhteşem sesi ve performansıyla beni çok etkiledi. Konusu çok ahım şahım olmasa da ( Coyote Ugly benzeri )Cher ve Christina'nın sesleri ve yorumları için mutlaka seyredilmeli diyorum.
Bu şarkı da en beğendiğim performansa ait dinleyin hak vereceksiniz;
http://www.youtube.com/watch?v=97Ksp7lfc-I&feature=related

An itibariyle ....



Ofise gelip de masamı görenler son zamanlarda aldığım onca süs eşyasıyla birlikte halen nasıl olup da çalışmaya yer bulabildiğime şaşırıyorlar:)

Biraz Nostalji, Biraz Ordan, Burdan, Hayattan

Son zamanlarda yine bloğumu ihmal ettim...çok çalkantılı bir dönemdeyim çok...2 hafta önce kayınvalidemin kolunu yaktım. Evet evet yanlış okumadınız kadının kolunu ömzundan bileğine kadar bir kupa kahveyle yaktım, tabii kazayla oldu ama vicdan azabından geberdim desem yeridir.
Bayramda babamız çalıştığı için kös kös Eren'le yalnız takıldık. Yürümeye başladığından beri ben peşinde o 135 metrekare evin dört bir yanında kaza bela atlattık bayramı çok şükür. Elimiz kapılara sıkışıyor, kafamızı masa ve sehpaların köşelerine çarpıyoruz, açabildiğimiz dolap ve çekmecelerde ne varsa yerle bir ediyoruz bir de yeni çıkan dişlerimize takarak tadlarına bakıyoruz... Takılan tüm çocuk kilitlerini söküp bir de anneyle dalga geçer gibi kafamızın bildiğini
yapmaya devam ediyoruz. Had safhaya çıkan iştahsızlığımızla anneye eziyatimiz tam gaz gidiyor anlayacağınız:(
Bir de belim ağrıyor neden bilmiyorum 1 haftadır iki büklüm geziyorum sol tarafımda dayanılmaz bir ağrı ile evden ayakkabılarımı giyip çıkamadım bu sabah bir de Eren'i annaneye bırakmak ölüm gibi geldi:(
Babam iki ay arayla yeniden ameliyat oldu:( Takılan yeni kalp pilini vücut kalbul etmedi ve yeniden alındı. 2-3 ay çok büyük bir riskle pilsiz yaşayacak. Ödüm patlıyor bir şey olacak diye:(
Tüm bunlara ve inadına kötü giden havaya rağmen yine de günü kurtarmaya çalışıyorum. Bütün yaşama isteğimi kaybettiğimi düşünürken birden minik muzizeler oluyor ve anlık da gülümseyebiliyorum yine...Kuşlu çerçeveler ve levhalar aldım öğle tatilinde nasıl mutlu oldum...
Migros'un 57. yıldönümü şerefine Nostalji rüzgarı estirdiğini duymayan kaldı mı??? Ben reklamlarını görür görmez pek çok kullandıüğım ürünün 50 küdür yıl önceki ambalajlarını almaya başladım ve çok keyif alıyorum kullandıkça. Ambalaj ama güzel düşünce vesselam...
Bu arada Coca Cola'nın 125. yıldönümü şerefine çıkardığı koleksiyon şişelerini gördüm. Hemen kaptım tabii. 4 şişeden oluşan koleksiyon paketi çok hoş.






1899-1900-1915 ve 1947 yıllarında çıkarılan Coca Cola şişeleri ve bu şişelerin nasıl tasrlandıklarına ilişkin bilgiler de var pakette. Büyük ve sadık bir Coca Cola fanı olarak ben bu setten iki tane aldım. Birinci setiaçtık ve eşimle içtik şimdi o güzel şişelerde minik çiçekler var mutfağımın camını süslüyorlar. İkinci seti de hiç açmadan saklıyorum Eren için. Daha önceden de farklı tasarlanan şişelerini topluyordum zaten Coca Cola'nın. Bu set çok iyi oldu koleksiyonuma:)
Ruh olarak da Giyim olarak da 50 ve 60'lara hayran olan biri için geçtiğimiz yaz ve bu kış süper geçiyor. Hem kıyafet-aksesuar olarak aradıklarımı hem de ev dekorasyonu için harika parçalar bulabiliyorum.
İşte böyle...Ortadan kaybolup da başıma hayırlı şeyler geldiğini hiç görmedim ama hep yaptığım gibi bardağın dolu tarafını görmeye devam ediyorum. Sizlere de tavsiye ederim ki başka türlü çekilmiyor arkadaş....

4 Kasım 2011 Cuma