8 Aralık 2011 Perşembe

Vanilya Club ve Aralık 2011 Kutusu

Yurt dışında çok popüler olan ve ülkemizde de yavaş yavaş sayısı artan selektif kmarkaların tanıtım boylarından oluşan kitlerin dağımını yapan Kozmetik klüplerinden bir tanesi de Vanilya Club.
Ben bir kaç firma içinde Kasım 2011 paketini gördükten sonra denemeye karar verdim ve 15 TL'ye üye oldum.


Aralık 2011 paketinden benim için gelenler;






Gelen ürünlerden;

*Priori CoffeBerry Serisi'nden Vücut kremi, Leke Açıcı ve Gece kremleri gelmiş.Priori Eczane markası olarak en başarılı markalardan biri bence. İçeriği ve cilt üzerinde gösterdiği etki bir kaç arkadaşınmdan biliyorum gerçekten iyi. Ama...bana gelen paket tam bir rezalet. Çünkü vücut için önerilen krem 5 ya da 10ml gibi bir şey olması lazım ki o kremi denemek için ben nereme süreceğimi bi-le-me-dim!. Leke açıcı krem bana hiiiç yaramıyor. "O zamaan üye olurken cildim hakkında sorulan pek çok soruya neden ayrıntılı cevap verdim" sorusu geliyor insanın aklına. Gece kremini dün akşam kullandım, güzel. Ciltte yağlı his bırakmıyor ve sabah kalktığımda cildimde bıraktığı etkiyi sevdim.

*Nuxe Pais Huile Prodigieuse Or, benim daha önce kullandığım ve gerçekten memnun kaldığım ünlü yağın simli versiyonu. Bu sabah kullanım önerilerindeki gibi bakım kremime kattım. Süper ötesi. Bayıldım.

* L'Occitane Verbena El Kremi, hiç mi hiç beğenmedim. Aşırı kuru ve yıpranmaya müsait cidim için çok yetersiz. Gereksiz bir ürün. elleri iyi durumda olup, sadece nem amaçlı kullanacaklar için iyi ama kış günlerinde cildinizin ihtiyaç duyduğu bakımı kesinlikle sağlamayacaktır.

* Jane Iredale Just Kissed Plumperın rengini görünce 80'lerden fırlayıp gelecek disko kızı kıvamına getireceğini düşündüm. Ama lip balm kıvamında , çok hafif renk veren bir yapısı var. Dolgunlaştırıcı demeyelim de ferahlatıcı etkisi var:) çünkü sürdükten sonraki verdiği ferahlık dışında öyle dolgun falan yapmadı dudaklarımı. Sevmedim.

* Jane Iredale Pure Pressed Base SPF20, tenime göre rengi gönderilseydi kesinlikle 5 yıldızı hak edecekti. Bana gelen Bisque rengi cildime açık kaldığı için göz altlarıma kapatıcı yerine kullandım. Çok homojen, güzel bir yapısı var. mineral ürünler konusunda bir türlü sıcak bakamayan biri olduğum için hayatta merak edip denemzdim bu kutu sayesinde denemiş oldum. ama Guerlain Parure Gold pudramın tahtına yaklaştırmam yine de:)

* Fruttini Meyveli Duş jelini bilmiyorum ki Drugstore markası olduğu ambalajından kendini belli ediyor. kokusu dışoında beğenilecek bir tarafı yok.

* Alessandro Nail Spa Nail Growth Gel, adından da anlaşılacağı gibi tırnak bakımı türünden uzatıcı gel. Ne alaka diyorum yine çünkü ben uzun tırnak sevmem, uzatmam, renklerine bayıla bayıla alsam da oje bile çok sürmem...Bana göre olmayan ürünlerden biri daha...isteyen birine vereceğim. Sadece kokusunun güzel olduğunu söyleyebilirim.

Ürünlere tek tek baktığımızda kutu ile hepsini bir arada denemek için elime gelmesi güzel güzel de Ocak ayı itibariyle 35 TL olduğu söylenen Vanilya Club'ın bu kutu anlayışını tam olarak kavradığını düşünmüyorum ben. Öncelikle Priori Eczaneye gittiimde daha ben istemden bana sunulan testerlardandı. Fruttini meyveli duş jeli, Watsons, Gratis gibi kozmo marketlerde çokça bulabileceğinmiz seyahat boyu ürünlderden farksız. Kesinlikle marka olarak merak edip deneme boyuna bile para vereceğim bir marka değil. Nuxe ve Jane İredale de eczane markaları. Geriye sadece Alessandro kalıyor ki sanırım onları da Dougles mağazalarında bulabiliyoruz. Marka anlayışı olarak baktığımda kutudaki ürünler kesinlikle tatmin edici değil. Para verip tester ürün almak çok mantıklı gelmiyor açıkçası. Daiömi üyelik yapmıştım ama sisteme girip kaydımı dondurdum maalesef ta ki rakip bir yeni club çıkar da beklediğim gibi paketler gönderene kadar...


7 Aralık 2011 Çarşamba

KOZMETİK FİRMALARINI PROTESTO EDİYORUM!!!

Blog dünyasına gireli neredeyse 2 yıl olacak. Bu süre zarfında bloğumu kişisel olarak yorumlasam da ağırlıklı olarak kozmetik konulu yazılar yazdığımı pek çok takipçim yakından bilir. Bir süre önce Sevgili blog dostlarım Marjo, Hersheyler ve Karamel sayesinde tüm makyaj blogları bir çatı altında birleşti. Bu birleşmenin en önemli amacı birken birden fazla olarak sesimizi ve gücümüzü birleştirmekti.

Son 3 yılda moda bloglarının geldiği nokta malum. Pek çok tasarımcı pek çok marka blogların gücünü keşfetti ve tanıtımlarının büyük bölümünü bloglar aracılığıyla düzenledikleri etkinliklerle gerçekleştiriyorlar. Çok başarılı bulup sıkı bir takipçi olmama rağmen bunu makyaj blogları olarak başaramamaktan da ayrıca üzüntü duyuyorum.

Pek çok kozmetik markası bile biz makyaj bloglarını görmezden gelip moda blogları ile etkinlikler düzenliyor, en yeni ürünlerini denemeleri için moda bloglarına gönderiyor. Haliyle her gördüğümde; Biz bu kadar kozmetikle haşır neşirken bu kadar kozmetik hakkında bilgimiz var iken, forumlarda bağır bağır bir markanın gerçekten tavsiye edilebilir ve beğenilir bir ürünü varsa alınması için tavsiyede bulunurken kozmetik firmalarının bizler yerine moda bloglarını tercih etmesi çok acı diye düşünüyorum.

Sevgili Moda bloğu sahibi dostlarım sakın yanlış anlayıp beni yargılamasınlar. “Takipteyim” kısmına bakarsanız takip ettiğim blogların en az yarısının moda bloğu olduğunu görürsünüz. Çok da zevkle okuyor ve başarılı blogları takdirle takip ediyorum. Ama son zamanlarda karşılaştığım örneklerden dolayı böyle bir protesto postu yazıyorum.

Geçtiğimiz günlerde Lancome markasının (ki rimellerini her fırsatta yere göğe sığdıramam ve tavsiye ederim) iki yeni ürünü için sadece moda bloglarına tanıtım ürünü göndermesine çok sinirlendim. Yine yakın zamanda Olay Markasının sadece kozmetik bloglarına özel düzenlediği bir lansmanı erteleyip erteleyip sonunda tüm bloglara açık hale getirmesine ve katılıma baktığımda %90’lık kesimin moda bloglarından oluşmasına üzüldüm. aynı şekilde Kerastase markası da bu politikayı izledi. Loreal Grubu sanırım kozmetik blog ve forumlarının es geçip sadece moda blogları ile yol almayı tercih ediyor ama bizlerin tepkisini almanın çok da doğru olmayacağını söylemek istiyorum.

Amaç büyük kitlelere ulaşmaksa; kozmetik dünyası ile ilgili büyük forumlarda ciddi rol alan, sürekli yazı yazan, bloglarında sürekli kozmetik ürünleri deneyip yorumlayan yazar arkadaşlarım var. Özellikle bir ürünü beğenip bloğunda yazdıktan sonra üye olduğu forumda paylaştıktan sonra ürünün tüm satış noktalarında tükendiğini bilirim ben!!! Böyle bir güç varken bunu neden kullanmazsınız ve bizleri gözmezden gelip üzersiniz hiç anlamıyorum.

Yazdıklarımın tamamı benim kendi kişisel görüşüm. Hiçbir blog sahibi dostumu yermek, üzmek ve tenkit etmek için değil aksine üreticilerin,dağıtıcı firmaların ve PR firmalarının dikkatini çekip doğru ürünün doğru blogda tanıtılmasını istiyorum. Neticede bizlere moda haftaları için haftalar öncesinden davetiyeler gelip, tasarımcılarla mini defile teklifleri gelmiyorsa kozmetik alanındaki ürünler için de önce bize özel lansmanlar düzenlenip, son çıkan ürünlerle öncelikle bizlerin tanıştırılmasının doğru olduğunu düşündüğümü söylüyorum.

Bu protesto yazısı bu sıkıntıyı dile getirip Kozmetik alanında süper yazılar yazan, işini gerçekten iyi bilen blog yazarları dostlarımın da konuya parmak basması ve sesimizi daha fazla duyurmak için yazılmıştır. BİTTİ!!!

28 Kasım 2011 Pazartesi

Wonderful Life - Black 1987...

The Vampire Diaries


Geçen yaz Eren'in doğumunu beklerken The Vampire Diaries'in ilk sezonunu 3 günde seyredip bitirmiştim. Alacakaranlık furyasından sonra eminim bemim gibi pek çok bu tür konulara meraklı okuyucu ve seyircilerin dikkatini çekmiştir bu dizi.
Mistik güçler, doğaüstü varlıklar, aşk, intikam, tutku, savaş...
Geçen gün 2. sezonu yükledi eşim. Oturdum her gece 2-3 bölüm seyrederek onu da bitirdim. Bir çırpıda seyretmek güzel de bir çırpıda bittiğini görmek kötü tabii:( Şimdi fırsat buldukça internetten 3. sezonu izliyorum. Sanırım bu sezonun yayınlanmış tüm bölümlerini izlemişim:( beklemek çok kötü:(
Dizinin başrollerini paylaşan Ian Somerhalder (Damon Salvatore),Paul Wesley (Stefen Salvatore) ve Nina Dobrev (Elena Gilbert) dışında diğer oyuncular ve performansları da çok iyi bence.


Alaric Saltzman rolündeki Matthew Davis,


Caroline rolündeki Candice Accola,


Tyler Lockwood rolündeki Michael Trevino,


Bonnie Bennett rolündeki Katerina Graham,


Jeremy Gilbert rolündeki Steven R. Mcqueen,


Ve 2. sezonun sonlarına doğru izleyiciyle buluşan Klaus karakterini canlandıran Joseph Morgan,



Dizinin bu kadar çok tutulmasında senaryosunun tatmin edici ve sürükleyici olmasının yanısıra oyuncularının fiziksel anlamda fazlasıyla göz doldurucu olmaları da çok büyük etken:)Bunu diziyi konu eden pek çok forum ve blogda okuduğunuzda anlayacaksınız:) Bu anlamda bakarsak benim kesinlikle açık ara favorim; dizide bir görünen bir kaybolan amca kurtadam Mason Lockwood rolündeki Taylor Kinney...


Bu kadar diziden bahsetmişken senaryo grubunu ve yönetmenini de kendi adıma tebrik ediyorum. Harika işler çıkarıyor ve biz izleyicileri soluk soluğa bırakıyorlar. 3. sezonun ilerleyişinde biraz ara verilmiş. 10. bölüm için 6 ya da 8 Ocak'ı beklemek zorundayız:( Benim gibi müptelası olanlara duyurulur....